Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Özel Arama

Kardemin Diyari

Haziran 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Haziran 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar
 

Kuş Gagalarındaki Esrar

Resim dilinden anlayanlar “ne usta ressammis” derler ve resimdeki ise, resimdeki incelikleri gorup zevk alamazlar ve sadece madde gozuyle bakarlar. Tabiattaki essiz tabloya baktigimizda her cesit ve renkte canlilari musâhede ederiz. Tabiî ki burada hepsini birden incelemek mumkun degil, onun icin goz kamastirici canlilar icinden sadece kuslarin bir kismi uzerinde duracagiz. Birbirinden guzel kuslarin resimlerini seyretmek bile insani mest eder. Kaldi ki yaradilislarindaki harikuladelikler, mukemmellikler insanin basini dondurur ve “Kudret-i Sonsuz olan Allah ne buyuktur” dedirtir.

PELIKAN (Pelecanus onocratalus)

PELIKAN

 “Gagası midesinden daha fazla besin alan kuş” diye un yapan pelikanın boyun torbası hemen hemen 10-12 litre alabilmektedir. Bu da kuşun mide kapasitesinin iki-üç katıdır. Pelikan bu keseyi umumiyetle balık yakalamak için bir kepce gibi kullanır. Besini torbada suyu bosaltıncaya kadar tutar, sonra da avını yutar. Acaba bu haliyle, bugünkü büyük kepcelerin yapılmasında ilham kaynağı olmuş olabilir mi?

AGACKAKAN (Chrysoculoptes tucidus)

AGACKAKAN 

Gagasi, sert agaclan delip gececek ve icindeki kurtlari rahatlikla cekip cikaracak bir ozellige sahiptir. Gagasiyla agaci oyarken, meydana gelen darbelerin beyni tahrip etmemesi icin, gaga ile beyin arasina              -arabalardaki amortisor gibi - sarsintiyi tesirsiz hâle getiren bir tampon doku yerlestirilmistir. Bugun kullanilmakta olan beton kirma makineleri ise henuz bu teknige erisemediginden calisanlarda bircok norolojik ve ortopedik ârizalar ortaya cikarmaktadir.

KAYA KARTALI (Aquila chrysaetos)

KAYA KARTALI

Usta ve guclu penceleriyle yakaladigi avlarini (fare, sincap, tavsan vs) kayaliklara goturerek, keskin bir kanca seklindeki gagasiyla parcalama isine girisir.

FLAMINGO KUSU (Phoenicoptams ruber)

FLAMINGO KUSU 1

Gagasina camurlu sulardan bulacagi kucuk kabuklu hayvanlari ve su yosunu, kucuk solucan, bocek larvasi, kucuk yumusakca gibi diger yiyecek kirintilarini ayirabilen bir filtre yerlestirilmistir.

Ozellikle, tuzlu sularda bol bulunan kucuk kabuklulardan “Artemia salina” adli bir kabuklu turu en cok sevdigi besin kaynagidir.

Beslenirken ust gagalari alta, alt gagalan da uste gelerek tulumba vazifesi gorurler. Boylece su ve camur, ust gagadaki yariklardan ve dildeki suzgec gorevini yapan dise benzer uzantilardan suzulur.

CULLUK (Scolopax nisticola)

CULLUK

Cullugun temel besini boceklerdir. Bu masum yuzlu cullugun gagasi, cakillarin arasindaki ve tatli su batakliklarindaki kabuk ve yosunlarin altindaki kucuk deniz canlilari, solucanlar ve bocekleri cikarabilecek ozellikte yaratilmistir. Cimbiz seklindeki gagasinin sadece ucunu acarak usta bir cerrahin pens kullanmasi gibi camurun dibindeki avini kapabilir.

KASIKCI KUSU (Platalea lencorodia)

KASIKCI KUSU

Deniz kıyılarina yakıin yerlerde, bataklıklarda ve sazlıklarda beslenirler. Kaşık şeklindeki yan açık gagalarını suya biraz sokarak, ilerler ve yürürken tipik bir şekilde başlarını sağa sola çevirirler. Yenilecek bir şeyle karşılaştıklarında gagalarını kapatırlar. Her kuşu beslenmesine uygun, avını yakalayacak biçimde hususi bir gagayla techiz eden Kudreti Sonsuz, bu kuşa da kaşık şeklinde bir gagayı uygun görmüştür.

MASKELI MUHABBET KUSU (Agapornis personata)

MASKELI MUHABBET KUSU

Maskeli muhabbet kusunun gagasi, tahil urunlerini ve tohumlan kirip, kolaylikla yiyebilecek yapida kisa ve kuttur. Suru halinde yasarlar ve tarim alanlarinda yuva kurarlar. Findik, ceviz gibi sert kabuklu meyveleri kirmak icin hassas bir dinamik yapiya ve fizikî uygunluga sahip olan gaganin bu hususiyeti sayesinde âciz ve zayif kuslar ac kalmaktan kurtulurlar.

TOKO TUKANI (Ramphastos to.co)

TOKO TUKANI

Toko Tukani'nin gagasi, mukemmel bir meyve toplayici ve yapi muhendisliginin sahane bir misalidir. Ayrica iri atmaca ve sansarlara karsi da kuvvetli bir savunma silahi olarak gorev yapar.

ERGUVANI BALIKCIL (Ardea purpurca)

ERGUVANI BALIKCIL

Hemen her yerde gorulebilen bu balikcillarin sesleri cikmaz. Duygularini gagalarini takirdatarak belirtirler. Gagasinin sivriligi ve uzun olusu, tarim alanlarinda ve batakliklarda iri bocek, balik, kurbaga, yilan gibi gidalari rahatca yakalamasini saglar.

Etiket :hayvanlar alemi
Casper_m
30 Haziran 2008
18:48
Yorumlar :0
 
 
 
 

ERKEKLER YALNIZ AĞLAR

Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın,

Günlerdir uçurumunda

Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa

Bu kaçıncı dargınlık,

Bu kaçıncı barışma?

Belli ki Sensizliğe sürgün artık bu gözler,

Sensizliğe sürgün bu dudaklar

bu eller Şimdi yorgun bir çınar gibi

kalbim Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım

Hoşça kal güz çiçeğim hoşça kal

Seni artık gözyaşlarınla ıslanmış Yastıklara bırakacağım.

Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini

Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye Ellerine

kör gecelerin karanlığında sarıldım

Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını,

Ezberlettim seni kurtlara kuşlara

Sense beni sokaklara vurdun

Ve en zehir şarkılara

Bilirsin Rüzgâra bıçak

Yağmura ateş

Buluta kurşun işlemez

Sende öylesine vurdun ki beni

Artık bana Hiçbir acı kâr etmez

Neylersin Önce melekler terk etti bizi

Sonra masmavi düşler

Öpüşler, gülüşler çiçekler

Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların

Bundan böyle Bizi her köşede

Bambaşka bir cehennem bekler

Sende bundan böyle

İçi boş şarkılarla avut kendini

En ucuz şarkılarla yıka kirli ruhunu....

Açılırsın Taşlar yosuna sarılır bilirsin

Sarmaşıklar duvarlara

Geceler karanlığa

Sende yalnızlığına sarılırsın

Ve kadınsın Ağlayabilirsin gönlünce

Gözyaşların pınarlar misali çağlar

Ama unutma ki erkeğim ben

Ve erkekler hep yalnız ağlar

Etiket :şiir
Casper_m
30 Haziran 2008
14:03
Yorumlar :0
 
 
 
 

Baktık Durmuyo... Vurduk

Temel'in babası vefat eder...
  Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar: Nasıl oldu?
     Cevap: 30.kattan aşağıya düştü...
  Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş...
     Temel: Yok yok öyle ölmedi... tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi...
  Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman.
     Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına...
  Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.
     Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti...
  Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman...
     Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
  Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık...
     Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye...
  Adam: Orda mı öldü?
     Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba...
  En sonunda bunalan adam Temel'e bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam?
     Temel: "Baktık durmuyo... Vurduk!"
Etiket :fıkra
Casper_m
29 Haziran 2008
21:55
Yorumlar :0
 
 
 
 

Çirkin Kadınlar

"Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır" söylemini bir tarafa bırakalım. Hiç inandırıcı değil zira. Gözüme mi inanayım yoksa bu avutucu, kandırıkçı söze mi? Geçiniz Allah aşkına!

Basbayağı da vardır çirkin kadın. Çirkindir işte, ötesi yok!

Bir anlık insani duygularıma kapılıp çirkin diye geçirsem içimden, Allah'ın gücüne gitmesin, ne de olsa O yarattı der, ardından da tövbe tövbe diye sayıklanırım, kızarım kendime. Ama ben de insanım azizim; bu kadar tutabiliyorum içimde..

Hani bu kadınlar aralarında bir türlü anlaşamaz ya, iş yerini birbirlerine dar ederler, erkekler de bunu anlayamaz ya, işte tüm bu sorunların kökeninde yatan çirkin kadınların kompleksleridir. Yüzlerinin çirkinliği mi sızmıştır ruhlarına, yoksa ruhlarının kötülüğü mü vurmuştur yüzlerine, bilemem, ama ortada tek ya da büyük ihtimalle iki yönlü bir çirkinlik olduğu kesin.

İşbu çirkin kadınlar, kendilerinden üstün gördükleri hemcinslerini psikolojik olarak hırpalayarak, onların iyi taraflarını gördükçe çıldırdıkları için o iyi tarafları yokmuş gibi farz ederek, kendilerini buna inandırarak geçirirler vakitlerini.

·        Güzel kadınlar, en azından bu çirkin kadınların güzel olarak belledikleri ve kıskandıkları kadınlar onlara göre salaktır. Kendilerini, onların "salak" olduğuna inandırarak rahatlatırlar.

·        Çirkin kadınlar, "aklı" kendi tekeline almaları yetmezmiş gibi, bir de "kültürlü ve bilgili olma halini" kendilerine misyon edinir ve ancak ve ancak bu gruba kendi gibi çirkin kadınları sokar. Güzel kadını "süs köpeği" gibi görmeye çalışır; kendine bu yönde telkinler verir.

·        Güzel kadın, onlara göre, erkeğin seks aracıdır, onu dar vakitlerde tatmin edecek kişidir, ancak kendisi gibi bilgili(!), kültürlü(!) ve derin(!) kişi gibi biriyle olma şansını(!) erkeğin teptiğini düşünür.

·        Bakımsızlığıyla, saçlarının yağdan yapış yapış olma haliyle övünür. Birkaç felsefi kitap edinerek uzamış siyah bıyıklarının altından çıkarıverir dilini, ıslattığı gibi parmağını, sayfalarını çevirir kitabın.

·        Ezikliğini, fitne fesat düşünce ve davranışlarla bastırmaya çalışır çirkin kadın.

·        Ruhu yüzüne; yüzü ruhuna yansımıştır. Çirkinlik hakimdir ona artık, ve çirkinliğe anlam katan her ne kötülük varsa!

·        Yırtık ruhu, müthiş girişimci ve uslanmaz-arlanmaz yapısıyla istediklerini elde eder.

·        Aslında "çirkin şansı" diye bir şey yoktur. Bir üst maddedeki özelliklerden dolayıdır ki, her türlü entrikayla istediğini yaptırmıştır. Çirkinlerin öyle ya da böyle istediklerini elde edebilmelerine şahit olan yüzyılların insanoğlusu "çirkin şansı" diye bir ifade buluvermiştir. O nedenle çirkinin entrikalarına kurban giden güzele "Allah çirkin şansı versin" denir.

Ben bu şahısları, Allah'ın özellikle yarattığını düşünüyorum. Hani bir sınavdayız ya. Ve birçok acı olayla, kötülükle karşılaşıyoruz, şeytan bizi doğru yoldan çevirmeye çalışıyor ya, işte hesap o hesap, çirkinlerin misyonu da bizlerin sabrını ölçmek!

İyi ki varsınız çirkin kadınlar! Sayenizde acı çekerek güzelleştikçe güzelleşiyoruz.

Etiket :sohbet
Casper_m
29 Haziran 2008
00:06
Yorumlar :0
 
 
 
 

Turna Kuşları

origami
 
Japonya ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş.

Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.

Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmişmi?. Hayatta son saatlerini 637. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya da bir müzede sergileniyor...

Etiket :sohbet
Casper_m
28 Haziran 2008
23:51
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ve Sen Ey Kalbim Çığlıkların Tükenmiyor Bir Türlü

ucurum

Heyhat yüreğim,

dövünmelerim özlemlerini teskin etmiyor,

gözyaşlarım susuzluğunu dindirmiyor,

hüzünlerim depremlerini bitirmiyor

ve görüyorum ki,

sahnesiz trajedim senin oyun hevesini alaşağı etmiyor.

Cemreler düşüyor sana güneş her uyandığında,

gülümsediğinde…

Umutların arkasına türkü yakıyorsun

ve

kutsal sevdalar ummanına yelken açmayı hayal ediyor,

bekliyorsun.

Gurbetleri gömüyor okyanuslara,

sılayı düşlüyorsun..

Ve sen ey kalbim çığlıkların tükenmiyor bir türlü,

sesleniyor,

haykırıyor, bağırıyor, istiyorsun!

Git o halde,

azad ettim seni…

Müebbet sevdaların gamlı hazanına koş…

Nisan ovalarının menekşe kokularına karış…

Yok ol sevda çimenlerinde..

 

Etiket :şiir
Casper_m
28 Haziran 2008
23:24
Yorumlar :0
 
 
 
 

Cinsel Uyumu Korumanın Püf Noktaları...

cinseluyum

Karşılıklı mutlu bir cinsel ilişki için nelere dikkat edilmelidir? Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir? İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır? İşte, cinsel uyumu korumanın püf noktaları…
Cinsel uyumu korumanın püf noktalarını ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolünü Memorial Hastanesi'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Cosmotürk'e anlattı.

Karşılıklı mutlu bir cinsel ilişki için nelere dikkat edilmelidir?

Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Çiftlerin emek harcaması gerekir. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır.

Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz.

Parasal konulara dikkat!

Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.

Kişisel inançlara saygı gösterin

Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin 'doğru' neyin 'yanlış' olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide 'doğrular' ve 'yanlışlar' yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir

Yeniliklere açık olun!

Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir.

Filmlerdeki cinselliğin etkisi altında kalmayın

Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının "normal" saydığı filmlerde size sunulan 'sorunsuz' ya da 'ideal' kalıplara uydurmaya çalışmayın.

Eşinizi tanımaya çalışın

Çeşitli seks teknikleri öğrenmektense eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun.

Cinselliği bir silah olarak kullanmayın

Bazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için seksi bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.

Cinsel hayatınızı eşinizle konuşun

Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak ve eşinizin cinsel arzularına karşılık vermek çok zordur. Seks hayatınızı eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız, fantezileriniz eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.

Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir?

Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler.

İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır?

Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissedikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?

Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.

Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?

Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.

Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.

Etiket :sağlık
Casper_m
28 Haziran 2008
23:11
Yorumlar :0
 
 
 
 

Bugünün Anaları İçin - Mustafa Kemal Atatürk

Bugünün anaları için
Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir.
Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek,
evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır.
Onun için kadınlarımız,
hattâ erkeklerimizden çok aydın,
daha çok feyizli,
daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar;
eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.
Mustafa Kemal Atatürk
Etiket :atatürk köşesi
Casper_m
27 Haziran 2008
19:39
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ölü Umutların Yasını Tutarım

Uzun boylu ayrılıkları olan
cüce sevdalar yaşadım, bilmezsiniz

Doğarken kulağıma yalnızlık fısıldanmış
Ondandır gözlerimdeki bu mahzun bakış
ve dinmeyen göz yaşlarım, bunu da bilmezsiniz

Her geliş ayrılık
her ayrılık, kendi yalnızlığında
soğuyan yatağıma yeni korkular bırakır

Sen de gittin ya
Umutlarım, rüzgarın savurduğu bulutlara döndü
Yüreğimse, yaprak dökümünde, bilmezsin

İçinde sen olmayınca
suları çekilmiş nehirlere benzer rüyalarım, bunu da bilmezsin

Sen gittin, ben burada kaldım

Sen, bir unutulmuş şarkıda yaşarken
Ben, ölü umutların yasını tutarım
Atila IŞIK

 

Etiket :şiir
Casper_m
27 Haziran 2008
19:20
Yorumlar :0
 
 
 
 

Şeker Hastaları İçin Öneriler

Şeker hastalarının yaz aylarında nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda Uzm. Dr. Murat Görgülü konuyla ilgili bilgi verdi.

SIVI ALIMINI ARTIRIN, ÖĞÜN ATLAMAYIN

Hava sıcaklığının artması, günlerin uzaması ve aktivite artışı nedeniyle vücudun sıvı kaybı kış aylarına göre hemen hemen iki kat artar. Bu, gerek terleme, gerekse buharlaşma yolu ile olur ve sıvı kaybı ile birlikte vücudun tuz dengesinde de bozulmalar görülebilir. Bu bozukluklar; halsizlik, fenalık hissi, kas ağrıları, kramplar hatta kalpte ritim bozukluklarına dahi neden olabilir. Bunun için diyabet hastalarının sıvı alımlarını mümkün olduğunca arttırmaları ve beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Uzun süre aç kalmamalı, bir kerede çok fazla yemek yememeliler. Gerek ins

ülin, gerekse oral olarak şeker düşürücü ilaç kullanan hastaların bu ilaçların etkilerinin maksimum olduğu dönemlerdeki ara öğünlerini atlamamaları çok önemlidir.

YAZ MEYVELERİNE DİKKATYaz mevsiminde

şeker hastalarının sıkça karşılaştığı bir durum da lezzetli yaz meyvelerinin ve dondurmanın sık ve bol tüketilmesi sorunudur.

Kalorisi ve
şeker düzeyi yüksek olan; üzüm, incir, kavun ve diğer tüm meyveler doktor tavsiyesine göre tü
ketilmelidir. Meyveler çok miktarda tüketildiğinde kan şekerinde yüksekliğe ve buna bağlı rahatsızlıklara yol açabilir. Yaz aylarının en lezzetli yiyeceği dondurma da maalesef kan şekeri ayarını bozan yiyeceklerden birisidir. Ancak şekersiz üretilmiş diyet dondurmaların doktor kontrolünde ve diyet değişim listesi ile kalorisi hesaplanarak kullanımı mümkün olabilir.

EN UYGUN TATİL YERİ: YAYLALAR

Diyabetik hastalar, tatilleri için çok fazla sıcak ve nemin olduğu kıyılar yerine, daha az nem ve daha bol oksijenin olduğu yayla turizmini ve kültür turizmini tercih etmelidirler. Ayrıca açık büfe yemek veren tatil tesislerinde çok dikkat edip, gerekirse durumlarına uygun mönü hazırlanmasını sağlamalıdırlar.Artm

ış aktivite ve öğün saatlerinin aksatılması hastalarda hipoglisemi denilen şeker düşüklüğüne neden olabilir. Bu durum hastalar için çok tehlikeli durumlar oluşturabileceğinden, uzun yürüyüş, yolculuk gibi durumlarda ara öğünlerini aksatmamaları için yanlarında yiyecek taşımaları, uyku saatine ve süresine dikkat etmeleri, alkol alımı da kan şekeri ayarını bozacağından alkolsüz ve şekersiz sıvı gıdaların tüketimine önem vermeleri gerekmektedir.

Diyabetli hastalar tatile çıkmadan önce doktorlarına başvurmalıdır.AYAKLARA EKSTRA ÖZEN

Yaz aylarında ayak bakımı da çok önemli bir konudur. Yaz

ın çorapsız ayakkabı ve terlik giyme alışkanlığı, şeker hastalığına bağlı olarak duyu azalması ve damarlarda daralmalar oluşturabileceğinden ayaklarda yara açılmasına neden olabilir.

O yüzden yazın da rahat kesimli, ortopedik tabanlı, iç astarlı ayakkabı ve yumuşak sıkmayan çorap giyilip, ayaklar her gün yıkanıp, herhangi bir yara ya da renk değişikliği var mı diye kontrol edilmelidir.

Kumsalda, taşlık kesimde ve kırlık arazide çıplak ayakla dolaşılmamalı, kumsalda ayakların yanmaması için güneşlenirken üstü ince bir tülbent örtülmelidir.

Şeker hastalığına bağlı olarak duyu kusuru oluşmuş hastalarda güneşlenirken ya da çalışırken uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmaya bağlı olarak yanıklar oluşabilir ve bu yanıkların tedavisi büyük güçlükler doğurabilir.

Hastaların sabah erken saatlerde ya da akşamüstü güneş ışınlarının eğik geldiği zamanlarda güneşlenmeleri ve bunu 20-30 dakika gibi kısa sürelerle sınırlamaları gerekmektedir.

Gün içinde mutlaka şapka ile başlar korunmalı ve tercihen güneşlenirken bile ince bir giysi giyilmelidir.

Etiket :sağlık
Casper_m
26 Haziran 2008
18:19
Yorumlar :0